İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin bir yol haritası belirlendiğini açıklayarak, ABD ile müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını ancak Washington’a karşı temkinli duruşlarını koruduklarını söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin diplomatik girişimleri ve bölgesel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Tahran’ın taahhütlerine karşılıklı adımlar atılması halinde bağlı kalacağını belirten Pezeşkiyan, ABD’ye yönelik güven sorununa dikkat çekti.
Umman ile yürütülen temaslar sonucunda Hürmüz Boğazı’nın belirlenen harita doğrultusunda yeniden açılması konusunda uzlaşı sağlandığını aktaran Pezeşkiyan, hazırlanan yol haritasının İran lideri Mücteba Hamaney’e sunulduğunu söyledi. Pezeşkiyan, planın Devrim Muhafızları, askeri yetkililer ve müzakere heyeti tarafından kabul edildiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı’nın açılmasının İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamında belirlenen şartlarla uyumlu olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, bu yönde bir adım atılması halinde sürecin uygulanmasında kararlı olacaklarını ifade etti.
İran Cumhurbaşkanı, iki ülkenin yeniden müzakere masasına dönmesinin mümkün olduğunu ancak İran’ın attığı adımların karşılığında ABD’nin de orantılı adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Pezeşkiyan, Washington’dan deniz ablukasını kaldırmasını, petrol ve petrokimya yaptırımlarına son vermesini ve dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını beklediklerini söyledi. Ayrıca ABD’nin İsrail’in Lübnan’daki eylemlerini durdurması için baskı uygulamasını talep etti.
Haziran ayında imzalanan mutabakatın uygulandığı süreçte İran’ın yaklaşık 90 milyon varil petrol ihraç ettiğini belirten Pezeşkiyan, ekonomik ve diplomatik süreçlerin karşılıklı yükümlülükler temelinde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.
Bölge ülkeleriyle ilişkilere de değinen Pezeşkiyan, Türkiye, Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Mısır, Azerbaycan ve Türkmenistan ile ortak anlayış geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Pezeşkiyan, bölgesel güvenliğin ülkeler arasındaki diyalog ve iş birliğiyle güvence altına alınabileceğini kaydetti.