Eskişehir’deki toryum ve nadir toprak elementleri (NTE) ruhsat sahasında 2 milyon 650 bin metrekarelik alan için alınan acele kamulaştırma kararı, Prof. Dr. Saleh Sultansoy’un yıllardır dile getirdiği toryumdan enerji üretimini yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Sultansoy, Türkiye’nin belirlenmiş 540 bin tonluk toryum kaynaklarının, teorik olarak yaklaşık 4 bin yıl yeterli olabileceğini hesapladı. Sultansoy, temel meselenin toryuma sahip olmaktan çok, bu kaynağı enerjiye dönüştürebilecek teknolojiye sahip olmak olduğunun da altını çizdi.
Eskişehir’deki toryum sahasında yeni dönem: 2,65 milyon metrekarelik alan kamulaştırılacak
Türkiye’nin önemli toryum kaynaklarına sahip Eskişehir’de, enerji ve madencilik açısından dikkat çeken bir adım atıldı. Sivrihisar ve Beylikova ilçelerindeki toryum, barit, florit ve nadir toprak elementleri (NTE) ruhsat sahasında madencilik faaliyetleri, endüstriyel üretim ve altyapı yatırımları için ihtiyaç duyulan bazı taşınmazlar acele kamulaştırma kapsamına alındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 31 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’deki 11690 sayılı kararla, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü uhdesindeki ruhsat sahasında toplam 258 taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildi.
2,65 MİLYON METREKARELİK ALAN KAPSAMDA
Kamulaştırma kararı; açık ocak proje alanları, dekapaj pasa döküm alanları, bağlantı yolları, cevher stok alanları, atık barajı, endüstriyel üretim ve altyapı tesisleri ile idari bina yerleşim alanları için ihtiyaç duyulan taşınmazları kapsıyor.
Kararın ekindeki listeye göre, Sivrihisar’ın Karkın Mahallesi ile Beylikova’nın Okçu ve Kızılcaören mahallelerinde bulunan, aralarında tarla ve meyve bahçelerinin de olduğu 258 taşınmaz kamulaştırılacak. Yaklaşık 2 milyon 650 bin metrekareyi aşan alanı kapsayan işlemler Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek.
ESKİŞEHİR’DE 380 BİN TON TORYUM REZERVİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre MTA tarafından geçmiş yıllarda Eskişehir-Sivrihisar’da yüzde 0,2 tenörlü 380 bin ton toryum rezervi belirlendi.
MTA’nın 2020 yılında Malatya-Kuluncak’ta gerçekleştirdiği çalışmalarda da ortalama 2,032 ppm toryum içeren 3,8 milyon ton kaynak materyal tespit edildi. Bakanlık, bu kaynağın ekonomikliği ve teknolojik olarak kazanımına ilişkin henüz çalışma yapılmadığını bildirdi.
Eti Maden’in Beylikova-Sivrihisar sahasındaki çalışmalarında ise ortalama 788 ppm ThO2 içeren 694 milyon ton kaynak materyal belirlendi. Söz konusu miktarın yaklaşık 540 bin ton toryuma karşılık geldiği ifade edildi.
Türkiye’de ayrıca Malatya-Hekimhan-Kuluncak, Kayseri-Felahiye, Sivas, Diyarbakır ve Burdur-Çanaklı’da toryum oluşumlarının bulunduğu belirtiliyor.
“ISPARTA’DAKİ TORYUM 100 YILLIK İHTİYACI KARŞILAYABİLİR”
Fizikçi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, Eskişehir-Sivrihisar bölgesinde yaklaşık 380 bin ton toryum rezervi bulunduğunu, Isparta’nın Aksu bölgesindeki 20 bin tonun üzerindeki toryumun ise tek başına Türkiye’nin 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Sultansoy, Isparta’daki toryumun Sivrihisar’daki kaynaklardan farklı olarak daha kolay işlenebilir nitelikte olduğunu belirtti. Türkiye’nin gerçek toryum potansiyelinin ortaya çıkarılması için ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiğini ifade eden Sultansoy, toryum yakıtlı hızlandırıcı sürümlü sistemler konusunda ulusal Ar-Ge programı başlatılması ve uluslararası iş birliklerine dahil olunması gerektiğini dile getirdi.
Sultansoy ayrıca 6-7 Ocak 2003’te Eskişehir’de “Toryum Yakıtlı Nükleer Teknolojiler Çalıştayı” düzenlendiğini, ardından Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nda toryumun enerji kaynağı olarak potansiyelinin araştırılmasına yönelik karar alındığını hatırlattı.
1 TON TORYUM, 3,5 MİLYON TON KÖMÜRE KARŞILIK GELİYOR
Sultansoy’un “Türkiye’nin Stratejik Enerji Kaynağı: Toryum” başlıklı çalışmasındaki hesaplamalara göre, 1 yıl boyunca 1 gigavatlık kesintisiz güç üretimi için yaklaşık 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyuma karşılık 1 ton toryum gerekiyor.
Sultansoy, kömürün yüksek karbondioksit salımına, uranyumun ise uzun ömürlü radyoaktif atıkların depolanması ve nükleer silahların yayılmasıyla ilgili risklerine dikkat çekti. Toryum temelli sistemlerde karbondioksit etkisinin düşük, uzun ömürlü zararlı atık miktarının ve yarı ömürlerinin daha az olduğunu belirtti.
“ASIL MESELE TEKNOLOJİYE SAHİP OLMAK”
Türkiye’nin 126 GW’lık kurulu gücünün tamamının nükleer santrallerle karşılandığı teorik bir hesaplamada, belirlenmiş 7 bin 300 tonluk uranyum rezervinin 1 yıllık ihtiyacı dahi karşılamayacağını belirten Sultansoy, 540 bin tonluk belirlenmiş toryum kaynaklarının ise teorik olarak yaklaşık 4 bin yıl yeterli olabileceğini hesapladı.
Türkiye’nin toryum potansiyelinin dünya elektrik ihtiyacı açısından da büyük bir enerji kaynağı oluşturabileceğini ifade eden Sultansoy, “Asıl mesele toryuma sahip olmak değil, bu kaynağı enerjiye dönüştürebilecek teknolojiye sahip olmak” değerlendirmesinde bulundu.